All notes
July 5, 2026·5 min read

"Kediye bak" :D

HayatKediLastikOto tamirTelaş

Selamlar,

Uzun uzun yıllar sonra ilk defa yazıyorum. :D Çok garip hissettiriyor. Taa o zamanlardan okuyan var mıdır bilemiyorum. Zamanında ben bile unuttum çünkü. Geçenlerde aklıma geldi de kurcaladım. Hatta deneyim kazanmak için kendi sitemi bile yazmıştım. Ama dönüp dolaşıp buraya geri geldik.

Bayağı bir şey oldu ama beni düşündürüp buralara getiren bir sürü konu oldu. Hepsinden bahsedeceğim umarım.

Ama asıl yazma nedenim terapi. Yazmak inanılmaz bir şeymiş. Yıllar sonra onu anladım. Ne için yazdığının da pek önemi yok, hatta kimin için yazdığının da. Ben kendim için yazıyormuşum, onu anladım. Yine kendime yazmış oluyorum. Belki de 15 yıl sonraki halime. :D Görür müyüm bilmem?

Neyse. :D Bayağı zor geçti şu son 3 yılım. Ben 3 kere ameliyat oldum, 2 kere ölümden döndüm resmen. Canım bir tanem Tutim bana her şeyiyle destek oldu. Kendisi ömründen ömür verdi bana. Ama sonunda her şeyi bırakıp huzura ermeye çalıştık, amaçladık, hatta her durumu kabullenmeye çalıştık.

Kimi zaman başardık, kimi zaman başaramadık. Kimi zaman başardığımda güldüm, kimi zaman başaramadığımda hüzünlendim, ağladım. Kimi zaman da tam tersi oldu; başaramadığımda güldüm, başardığımda duygulandım, ağladım.

Kendimi anlamaya çalıştım, kabullenmeye çalıştım. Eski yazılarımı okurken bile kendimle tekrar konuştum. Çok daha mutlu ve heyecanlıymışım doğal olarak. Hem yaş hem de yaşanmamışlıklar yüzünden. Amacım tekrar o halime dönmek. :D

Ulan, çok karamsar mı girdim ne yaptım bilmiyorum ama aslında öyle değil. Doğal olarak eski neşemi ve enerjimi özlediğimi fark ettim. Ondan böyle anlatıyorum. Öyle çok kötü değilim aslında.

Neyse. :D İkinci kez oldu ama neyse… (3. :D)

Gelelim bu yazıyı yazdıran kişiye. :D Hiç adını bilmediğim ama beni şoka uğratan oto lastikçi dayıya buradan selam olsun. O söylediğin tek cümle beni neredeyse 1 aydır düşündürüyor.

Söylediği şey de şu:

“Kediye bak.” :D :D :D

Hayatımda hiç yolda kalmadım. Pardon. :D Bir kere kaldım da onda da çok küçüktüm. :D Okula bile gitmiyordum.

Çocukken babamla çok gezerdim. Kendisi kamyon şoförü. Onunla vakit geçirmek için en ufak boşlukta kamyona atlar, kum ocaklarına giderdim. Hem yolculuk yapmak çok ilginç gelirdi, hem babamla vakit geçirirdim, hem düşüncelere dalardım, hem de güzel şeyler yerdim. Canım babam yeme içme konusunda asla bir şeyi esirgemezdi. Çocuk daha ne istesin?

Neyse… (4 oldu.)

Konu dağılıyor. :D

Nisan ayında bir operasyon geçirdim ve eve babam bırakıyordu. Yolda hayatımda ilk defa lastik patladı. :D Tamirci çağırdık, geldi, fitil attı, geçti. :D Hoop… 10 dakika sonra tekrar patladı. :D Bu sefer lastikçiye kadar gidebildik.

Ama bu mevzu beni düşündürdü. Zor hareket ettiğim, arabayı rahat süremediğim için babamın sürdüğü bir zamanda 1 değil, 2 kere lastik patlattık. Sanırım artık tekrar inanmam gerekiyor dedim kendime. :D Keşke isteyerek olsa bu işler ama olmuyor.

Yaklaşık 1 ay sonra canımdan çok sevdiğim kuzenim Şaban Abim geldi yanıma. Harika bir hafta geçirdik. Ben iyileşme ve ilaçlarla bir yandan mücadele ederken bir yandan da keyfini çıkarmaya çalışıyordum. Ama bazen yoruluyor veya enerjim düşüyor ve buna moralim bozuluyordu. Anı ve zamanı kaçırıyordum. Sonra bunu fark ettiğimde daha zor oluyordu o anı yakalamak. Daha çok endişe, daha çok çaba gösteriyordum.

Bunun için bazen biraya sarılıyordum. Ama bu sefer bunu da yapamıyorum çünkü ilaçların etkisini azaltmak istemiyorum.

Yine böyle bir günde, kafam hem endişeyle hem de her şeyi zorlamaya çalışmanın verdiği yorgunlukla doluyken eve gitmek için arabaya bindik. Az bir ilerledik ve lastik basınç uyarısı yandı.

Ben yine büyük bir can sıkıntısı yaşadım çünkü o gün uzun yola çıkacak ve İzmir’e gidip Şaban Abiyi bırakacaktım.

“Hemen hallederiz umarım.” diye düşünerek oto lastikçi aramaya başladım.

O sırada Şaban Abim, “Fitil bulsak ben ayarlarım.” diyordu ama ben hem önceki tecrübemden hem de onun daha önce lastikçide çalıştığını unutmuş olmamdan dolayı pek dinleyemedim ve lastikçiye gittim.

Bir telaşla arabadan indim. Eski bir Clio’nun önünde bir şeyler yapan çocuğa yaklaşıp,

“Pardon, sol ön lastik patlamış da yardımcı olur musunuz?” dedim.

Çocuk şöyle bir baktı.

“Ben jant değiştiriyorum abi, çalışmıyorum burada.” dedi. :D

Ulan ben bunu nasıl anlayayım? :D

Neyse… (5 mi oldu bilmiyorum artık. :D Siz de saymayın, ben de.)

İçeriyi gösterdi.

Biraz yaşlı, kilolu, bayağı da terlemiş bir dayı çıktı. Ama sıcaktan gerçekten kan ter içindeydi. :D Aynı şeyi ona da söyledim; bir telaşla ve canım sıkkın bir şekilde. Tek derdim işimi hemen halletmekti.

Adam şöyle bir bana baktı.

Sonra arkamda bir yere baktı.

Bir şeyi takip etti.

Hafif gülerek, ama inanılmaz samimi ve güzel bir gülümsemeyle,

“Kediye bak.” dedi.

Anlamadım.

Salak salak suratına baktım.

Tekrar etti. Eliyle göstererek,

“Kediye bak.”

Bu sefer dönüp baktım.

Bir kedi ağzında karton bardakla lastiklerin arasına girdi.

Bir yavru kedi çıktı.

Ardından bir tane daha.

Karton bardağı taşıyan anne kediymiş. Ne bulursa yavrularına götüren…

O sırada adama döndüm.

Hâlâ mutlu bir şekilde kedilere bakıyordu.

O an çok fark etmedim ama adamın bana kediyi göstermesi, “Kediye bak.” demesi o günden beri aklımdan çıkmıyor.

Tüm stresimi, telaşımı aldı o andan itibaren.

Ki benden daha yorgun, daha stresliydi belki de. Kim bilir ne sorunları vardı.

Ama kan ter içinde çalışırken bu anı görmüş, hoşuna gitmiş ve bana göstermişti.

Adam beni resmen evrenden çekip aldı ve ana getirdi.

Her şeyi unutturdu.

O güzel anne kediyi ve yavrularını izledim lastikçide.

Tuti yemeğini tam bitirmemişti ve paket yaptırmıştı. Yanımızda su da vardı.

Hemen arabaya gidip onu söyledim.

Anne kedi ve yavrular salak salak koşup yanımıza geldi. :D

Hem su verdik hem onları besledik hem de sevdik.

Kuş gibi olduk.

Ben ne yolu düşündüm, ne lastiği, ne de iyileşme sürecini. :D

Lastikçi dayı da o kiloya, yaşa ve tere rağmen yine gayet güzel hareket edip lastiği tamir etti.

Arada sırada bizimle birlikte kedilere bakıyordu.

Kendisi tamir ettiği lastiği kontrol ederken bana da diğer lastiklerin basıncını kontrol ettirdi. :D

Ama bunu o kadar doğal yaptı ki hiç garipsemedim.

Her şey sorunsuz halloldu.

Sonra eve döndük.

Biraz canım sıkılınca o dayıyı ve anne kediyi hatırlıyorum.

Kendime durup dururken,

“Kediye bak.”

diyorum.

Çok teşekkür ederim güzel insan.

İyi ki varsın. :D :D

Haydi kalın sağlıcakla… :D